Oca 06 2010

Aralık Ayında Ne Yaptım - İsrail Seyahati

Published by admin at 00:42 under Gözlemlerim / Observations, Aile / Family

with-victor-at-ymca-jerusalem.JPGBlogumu yakından takip edenler sitem ede ede bitiremediler. Neden 1 Aralık’tan bu yana hiç yazı yok? Haklılar. Yıl sonunda DFT’in işleri kızıştı, sermayeyi TL 700,000′den 1 milyona çıkarmak gerekti. Hazırlıklar, müzakereler derken yıl bitti. Arada Kozlu ve İsrail’de bulundum.

Aralığın 13′ünde Tel Aviv’de tedavi gören Alber Benhabib’le birlikte olmak için Kutsal Topraklara uçtum. O hafta Hanukkah (Işıklar) Bayramıydı. Milattan 165 yıl önce Yahudi asıllı Makabiler’in Helen kökenli Kral Antiochus komutasındaki Suriye’lilere karşı ayaklanmalarını ve Kutsal Tapınak’taki bir günlük yağın nasıl 8 gün dayandığını anlatır. O günlerin anısına Yahudiler tüm dünyada 8 gün boyunca her akşam birer mum ekleyerek Menora adlı şamdanlarını yakarlar ve şarkılar söylerler.

hanukah-in-jerusalem.JPGBu yolculuğun önemli günlerinden biri kızkardeşim Tina ile birlikte Hanuka’nın 6ncı gününü Kudüs’te (Yeruşalayim)  geçirmemizdir. Bir gece önceden vardığımızda RA’dan arkadaşım Viktor Azarya bizi kalmakta olduğumuz YMCA’den  (1933′te kurulan bu otelin bir adı da ”3 kemer” - 3 Tek tanrılı dinin simgesi olarak) aldı ve İbrani Üniversitesinde 20 yıl önce öğrencisi olan birinin Japonya’da kaldıktan sonra Kudüs’e gelerek açtığı Japon restoranına gittik. Meğer İsrail’in top Japon yemekleriyle beslenmişiz.

Ertesi gün (Perşembe, 17/12) Yeruşalayim’i çevreleyen semtleri ve uydu kentleri gezdik: Gilo, Givat Zeev, Maale Adumim. Buraları 1967′de 6 Günlük Savaş’tan sonra İsrail’in aldığı ve başkentine ilhak ettiği bölgeler. Uluslararası hukuk bu kentleri İsrail toprağı olarak tanımıyor fakat İsrail de Kudüs’ün son durumunun müzakereler sonucunda belirleneceğini iddia ederek apartman, yol, alışveriş merkezi yapımına devam ediyor. Çok güç çözümlenecek bir durum. Bizim gözlemlediğimiz: Oluşan kentlerin İsrail’liler tarafından Filistin’li Araplara iade edilmesi pek olası görülmüyor. Onlar Kudüs’ü ”tek ve bölünemez başkent” olarak tanımlıyorlar. Tabii işlerin nereye varacağı belli olmaz!

Akşama kentin dindar mahallerinde Hanukka ışıklarının yakılmasına ve dualara tanık olduk. Gizem dolu saatler!

in-caeserea.JPGHaftanın diğer günlerinde çoğunlukla Alber‘le birlikteydim. Beraberce Tel Hashomer hastanesine giderek bazı ilaçlar aldık. Tel Aviv’in eski limanında (Namal) gezindik ve öğle yemekleri yedik. Bir gün tümüyle Caeserea’ya adandı. Antik kentin deniz kıyısındaki lokantalarında kış güneşinde efkar dağıttık, Selin, Tina ve İzi’yle. Alber’i neşeli ve yüksek moralli buldum.

Hanuka’nın son Şabat akşamı Tina’nın kızı Shirli ve eşi Yaniv‘in evinde ağırlandık. Tel Aviv’in kuzeyinde shirli-yaniv-ralf.JPGKfar Saba’da yeni inşa edilen binanın 12. katından manzara müthişti. 123 m”lik dairenin bir odası da kurallara göre kimyasal ve biyolojik silahlara karşı dirençli bir duruma getirilmişti. İnsan, yağabilecek bombaların gerçek olabileceğini özel betonla güçlendirilmiş duvarları ve kalın saçtan pencereleri görünce daha iyi anlıyor. Türkiye’de bu tarz risklerden çok uzağız.

İsrail ekonomisi krizden çok etkilenmemiş. Özellikle bilişim ürünleri ihracatı fazla düşmedi ve bu sektörde çalışanlara olan talep yüksek kalmaya devam ediyor. Güç bir yıl olan 2009′da dahi hi-tech sanayilere olan dış yatırımlar USD 1,5 milyar civarında.

Trackback URI | Comments RSS

Leave a Reply